Hz. Muhammed niçin Medine’de? Kabri Neden Orada? Bir Ensar Analiz Yazısı

31.07.2013

79 Kişi Okumuş

0 Yorum

Hz. Muhammed niçin Medine’de? Kabri Neden Orada? Bir Ensar Analiz Yazısı

Hz. Muhammed niçin Medine'de? Kabri Neden Orada? Bir Ensar Analiz Yazısı 1Her şey oraya göç etmekle başladı. Bizim için Milat bu kente (Medine’ye) gelmekle oldu. Uzun çöl kumlarında dostu gönüldaşı ile beraber doğduğu ve sevdiği şehri ve Kabe’yi terk edip geldi Medine’ye. Arkasında onu öldürmek için sıraya girmiş olan eskiden dost olduğu nice insanları bırakarak, hatta o doğdu diye cariyesini azad eden Ebu Leheb amcası bile düşmandı artık. Kendi akrabaları eski dostları bile yapmadığını bırakmamıştı ona.

Medine’de kesin inanmışlar vardı, biz onlara ENSAR diyoruz. Öylesine bi inançtı ki bu için de riya ve kibirden esinti yok. Onca gelen insana şehirde kucak açtılar, sofralarını evlerini açtılar, aileler beraber yaşadılar. Kan bağından gelen kardeşliğin ötesinde bir bağla kardeş oldular, aslında gönüldaşlıktı, duygudaşlıktı, kaderdaşlıktı. Kolaymı aylarca evinde misafir ağırlamak, yediği yemeğin fazlasını bağışlamak hatta kendisi bu yüzden fakir duruma muhtaç duruma düşmek. Kolay mı? Değil. Vallahi de değil billahide değil.

Kolay mı  Müslümanda olsa farklı adetleri olan ve farklı kültürden insanlara katlanabilmek. Neticede insan. Herşeylerini bırakıp gelen ve beşparasız muhtaç bu insanlara bakmak?

Akabe’de verdikleri sözü ENSAR tuttu. Evet bizler çok fazla HİCRETE odaklandık. HİCRET dedik, HAC (KABE) dedik, MUHACİR dedik ama daha az ENSAR dedik, daha az MEDİNE dedik.

Oysa Mekke değildi İslam Medeniyetinin ilk ŞEHRİ. Medineydi. Mekke’de kurulan DAR’ÜL ERKAM’ın uzantısı SUFFA MEKTEBİ Medine’de bilinçli toplumu oluşturdu. Medine şehri ilk İslam Caddesini (SIRAT) inşa etti. Medine’nin bu caddelerinde Muhacir ve Ensar arabalarını birbirilerinin hak ve hukukuna riayet ederek sürdüler. SIRAT (Cadde) de kurdukları dükkanlarda teraziyi düzgün tarttılar. Münafıklarda boldu bu şehirde ama onları zaten herkes tanıyordu.

Hz. Muhammed neden doğduğu ve büyüdüğü yere, Kabe’ye değilde Mediye gömüldü? Neden çok sevdiği Kabe’nin yakınlarında bir yere değilde Medine’de kaldı mezarı? Düşündük mü hiç?

Nasıl gitsin ki Mekke’ye? Kendisine kucak açan, Arabistan yarımadasında ilk İslam Şehir Devletini kurmasına yardım eden YOLDAŞLARINI (SIRATDAŞLARINI) nasıl bırakabilirdi ki? Bırakamazdı. Zeyd’in adı neden Kuran’da yazıyor? Onca sahabinin adı yokken onun adı neden var? Bu sorunun cevabı Hz. Muhammed’in işte bu tercihinde saklıydı.  Zeyd’in kendisini almaya gelen Yemenli babası “Oğlum, hadi gel gidelim, anneni hiç mi özlemedin, arkadaşlarını, dostlarını, yemen’in yemeklerini, havasını suyunu hiç mi özlemedin? beni sevmiyor musun, ben senin babanım, hadi gidelim yurdumuza. Sen burada KÖLE kökenlisin bu senin üzerine azadlı olsan bile yapışır. Özgür Zeyd ol, gel Yemene benimle” dediğinde bakın Zeyd ne cevap veriyordu  “Babacım, Yemen’i seni, annemi çocukluk arkadaşlarımı ve Yemen’in yemeklerini çok ama çok özledim, sizler benim parçamsınız.  Lakin gelemem, benim kalbim burada, İnsanlık, onur, şeref davam var bu şehirde. Medine medeniyeti ve Sırat’ı (CADDESİ) ni bırakamam, Hz. Muhammed gönlüme sahip, Medine davamın merkezi” demesi onun emekçi yüreğinin ve dava aşkının karşılığıdır Kuran’da adının geçmesi kafir olan Ebu Leheb’e karşılık bir diyalektiktir.

Bir yanda kan bağı olan Ebu Leheb, diğer yanda kan bağı olmayan ama gönül bağı olan Zeyd. Birbirinin zıddı. Hani derler ya Kuran araştırmalarını yapanlar, Kuran içinde kendine has bir dualizmi barındırır diye. Ne de doğru!

Zeyd bile Yemen’e gitmedi, koskoca Peygamber mi gidecekti Mekke’ye doğduğu yerlere.

Ensar’a ve Medine’nin ruhuna ihanet mi olur. Bu dünya tarihinin eşine çok az rastladığı en büyük Misafirperverleri nasıl bırakabilirdi Hz. Muhammed ve nasıl bırakabilirdi Zeyd.

Mekke feth olunduktan sonra kalpleri ısınsın diye Allah Rasülü Mekkeli eski müşrik yeni Müslümanlara bolca ganimetten ikramda bulunduğunda Ensar’ın bu durum gücüne gitmişti. Bunu Rasul neden yapıyordu? Ayrımcılık gibi görünen bu uygulamayı neden yapmaktaydı, sebebi neydi bunun diye merak ettiler, sorguladılar durumu. Elbette bir nedeni vardı. Lakin yoksa Peygamber Muhacir’i mi tercih ediyordu, oysa onlar evlerini kapılarını açmışladır, en zor zamanlarda beraberdiler. Neden şimdi ganimetlerin önemli kısmı yeni Müslüman olan Mekkelilere veriliyordu, Ebu Sufyan neden bunca mal varlığına gark ediliyordu?

Ensar bu, yaptıklarının karşılığını istemiyorlardı tabiki, bu yakışıkta almazdı zaten. Lakin onlar bunun gerekçesini Rasulün ağzından duymak istiyorlardı.

Hz. Ali’ye bütün ENSAR’ı bir vadide toplamasını rica eden Hz. Muhammed, Veda hutbesinden daha duygusal belkide en duygusal konuşmasını yaptı.

Sizler bana ‘Sen, akrabaların ve kabilen tarafından kovulmuşken biz sana kapımızı açtık, diyebilirsiniz, ekmeğimizi bölüştük, mirasımızı paylaştık, omuz omuza düşmana karşı mücadele ettik, en zor zamanlarda senin sağından solunda önünde ve arkanda kılıç salladık, seni ve İslamı koruduk’ diyebilirsiniz, HAKLISINIZ. Allah sizlerinde arasında bulunan Evs ve Harzeç çatışmalarını ENSARlık bağıyla birleştirdiğini, Medine’de sizi birbirinize zaman zaman düşüren Yahudiler’e karşı, yeryüzünde zulme ve kötülüğe karşı Allah size rehber olarak beni tayin ettiğinide unutmamanızı rica ederim.”

Konuşmasını gözleri dolarak devam eden Allah Rasulü, “Evet ben kovulmuştum yurdumdan, kendi arkadaşlarım ve hatta akrabalarım canıma kast ettiğinde yanımda sizi buldum, siz bana verdiğiniz sözde durdunuz, beni ve İslamı savundunuz. Ne diyebilirim ki? Yeni müslüman olan Mekkeliler yanlarında dünya mallarını, ganimetlerini götürdüler, sizlerse ebediyete kadar beni yanınızda alıp götürceksiniz, gönlüm sizinle, nasıl bırakabilirim sizi, bir peygambere yakışır mı onu en zor zamanında bırakmayan ve sözlerinde duran arkadaşlarını, yoldaşlarını bırakmak? Hayır ben sizinle kalıyorum, yüreğim sizinle burada Medine’de ve hep böyle kalacak.”

Bu sözler onun dudaklarından dökülürken sadece O ağlamıyordu, Medineliler yani ENSAR asıl servetin gönül olduğunu zaten bilen bu yürek insanları, yürekleriyle Müslüman Yesrib’i Medine’yi kuran yiğitler, kadınlar, yaşlılar erkekler hep beraber ağlamaktaydılar. Göz yaşlarına Allah, Gökler, yerler, ve orada bulunan tek Mekkeli Hz. Ali şahit olmuştu.

Nerde şimdi bu ENSAR, hani?

Ensar demek VERMEK demek, paylaşmak değil önce Muhaciri düşünüp ona vermek demek.

Suriyeliler ülkemize geliyor diye hayıflananlar aman sınırlar kapatılsın diyenler. UTANIN. Utanın ve başka birşey demiyorum….

Allaha Emanet Olun

Selamlarımla ve Saygılarımla

Ayhan Özcimbit

 

Not: Ensar konusunu açmamı ve yazmamı isteyen sevgili dostum Kadir Yavuz Bey’e selamlar olsun….

Muhacir: Mekkeden Medineye hicret edenlere verilen isim.

Ensar: Mekkelilere evlerini açan Medineli Evs ve Harzeçli Müslümanlar…

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

Lütfen Yanıtlayınız: