Adaletin Terazisi neden bir Kadının elinde? Söylem ve Eylemde Denge Temeli

05.07.2013

55 Kişi Okumuş

0 Yorum

Adaletin Terazisi neden bir Kadının elinde? Söylem ve Eylemde Denge Temeli

Terazinin dengede kalmasını sağlayan Adalet ve Ahlak kefeleri KABENİN zeminini oluşturur.Söylemlerimiz ve eylemlerimizde neden tutarsızlıklar olmakta? Bunu en aza indirmenin yolu var mı? Tutarlılığın ön koşulları temelleri nedir?

Hepimiz dünyaya belli bir kimlik ve kültürel çevre içinde doğuyoruz. Küçüklükten itibaren bulunduğumuz toplumun rengi üzerimizde bizimle beraber büyüyor. Bırakın dünya genelini Konya ve Tunceli’nde doğan iki insan arasında fark var. Bulunduğumuz yer bizi boyamakta. Dil, kültür ve inanç şekli olarak etkilenmekteyiz.

İster istemez söylemlerimiz ve eylemlerimizde yaşadığımız yerin bizi etkilediği unsurların yansımasıda var. Elbette anne, baba, okul, cami, cem evi, kilise, üye olunan dernek ve partiler söylemlerimize ve eylemlerimize direk etki etmekteler.

Bazen aile, vatan, devlet, din, mezhep, cemaatimiz söz konusu olunca söylemlerimiz ve eylemlerimiz adalet ve ahlak yerine pragmatik, PARAgmatik, takiyye, ilmi siyaseh oluveriyor.

Bu nasıl olabiliyor?

Sahip olmaya değil şahit olmaya geldik diyorsak kesinlikle bunun içinde doğrucu bir tanıklık gerekir. Müşahitliğimiz ADALET ve AHLAK temelinde olmalı.

İnananlar! Kendiniz, ananınız, babanız ve yakınlarınız aleyhinde dahi olsa ALLAH için tanıklık ederek adaleti gözetin. İster zengin, ister fakir olsun, ALLAH her iki gruba da bakar. Öyleyse, kişisel çıkar ve duygularınıza uyarak taraflı davranmayın. Gerçeği çarpıtırsanız veya tanıklık etmekten çekinirseniz, bilesiniz ki ALLAH yaptıklarınızı haber alır.” NİSA 135

Şimdi biz bu ayeti nasıl okuyacağız (elbette nur yüzlü hafızların okuması şeklinde değil nasıl anlamalıyız anlamında soruyoruz) ?

Şahitliğimizin temelinde adalet olması ahlaklılığın temel şartlarından biri. Bu AHLAK işte ayette belirtilen ALLAH boyası ile boyanma aslen budur. “Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).”Bakara 138

Eylemlerimizde ADİL ve AHLAKLI davranmak Allah boyası ile boyanmanın temelidir.

Bunun söyleme de yansıması gerekmektedir elbette ama esas olan söylemden ziyade eylemdir. Bunun kanıtı son anda iman ettiğini belirten Firavun’un imanının söylemde kalıp eyleme geçemediği için ret edilmesinden anlıyoruz.

Hayatını zalim olarak yaşayan herhangi birinin kelime şahadetide işte bu yüzden firavun imanı olduğu için geçersizdir. Bunu Kurandan ve Firavundan anlıyoruz. Umarım Cuma günleri son nefeste kelimei şahadet le ölelim diyen eylemi pek öncüllemeyen Diyanetimiz ve imamlarımız bunu aklederler.

Adil ve Ahlaklı davranmaz ve eylemlerimizde bunu gözetmek neyi getirir?

Elbette bu türlü davranışlarımız bize duyulan güveni ve umudu arttırır.

Kürsüde başka, kamera karşılarında bambaşka, masanın arkasına geçince yüksek egolarıyla firavunlaşan ilahlaşan (haşa) sözde bazı dini liderlerimiz bunu es geçtikleri için (hatta bu yüzden) iddia ettikleri mehdi olamıyorlar işte.

Adaletli ve ahlaklı davranamadıkları için güven ve umut veremiyorlar. Güven ve umut vermek neden önemli?

Çünkü; doğru olduğu Kuranın bütünselliğinden anlaşılan şu hadisi okuyalım ve anlayalım “Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir. Mü’min ise, insanların canları ve malları konusunda kendisinden emin olduğu kimsedir” (Tirmizi, “İman”, 12; IV, 17. Nesâî, “İman”, 8, VIII, 104-105) 

Kendimize çevremize güven ve umut veremememizin temelinde adil ve ahlaklı olmamamız yatmaktadır.

Faşistçe nefsimizin, ailemizin, ulusumuzun, devletimizin, cemaatimizin, partimizin yaptığı hataları sırf çıkar odaklı olduğumuz için örtüyoruz. Hakikati örtene ne denir? Yalan neden en büyük günahtır? Yukarıda yazdığımız adil MÜŞAHİT olmak neden önemli? Bir düşünelim.

Kafir, hakikati örtene denir. Gördüğü halde inkar edene. Nu noktada adil ve etik bakmayana denir.

Kafir sadece Allahı inkar edene denmez. Kendisisi ve aidiyet duyduğu unsurların haksızlıklarını görmezden gelenlere de denir. Eleştiriyi saldırı olarak algılayıp kafanızı kesmek isteyen bedevilerin durumuna mı düşelim. Oysa Allah medeni olmayı bedevi olmaya tercih etmememizi öğütler.

Medeni davranmayı bırakıp bedevi davrandığımızda toplumun annesi gibi olamaz Müslüman.

Bedevîler, kâfirlik ve münâfıklık bakımından şehirlilerden beterdir ve Allah’ın, Peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını daha ziyâde bilmezler, buna daha fazla onlar lâyıktır ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.”Tevbe 97

Topluma Anne olmak neden önemli?

Hayatta en çok kimi güveniriz ve kimden umudumuzu kesmeyiz? Elbette Allatan ve yeryüzünde ANNEMİZDEN. Anneler Allah’ın yeryüzündeki en gerçekçi en doğru temsilcileridir. Taşıdıkları RAHİM Allah’ın adıdır çünkü. Lütfen okuyunuz ( http://blog.milliyet.com.tr/rahim–neden-hem-allah-in-hemde-kadin-cinsel-organinin-ismidir-/Blog/?BlogNo=377215 )

Umut ve Güvenin kaynağı olan Allah, bizden ANNE olmamızı istemekte. Nereden anlıyoruz bunu ?Elbette Anne’nin verdiği umut ve Güvenden dolayı. UMMU(anne), UMMAH (ümmet), UMMUL KİTAB (Kitapların annesi) kelimelerinin kardeşliği iman, mümin, emin, amin, emanet, emniyet vb bir çok kelimenin temeli olduğunu daha önceki yazılarımda da vurgulamıştım.

Toplum Annelerle kurtulabilir. Toplumun değişmesi bu yüzden annelere kalmıştır. Cumartesi anneleri bu yüzden PKK’dan bile daha etkili olabilmiştir.

Anneler eğitimlerimizi veren ROJ (Güneş), bizi doğuran JIN(Hayat) ttır. Bu yüzden ilk  romanım ÇALINAN HAYATLAR’da( http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=461133 ) kahraman Ali’nin karısı’nın adını özellikle Rojin olarak belirledim.

Bir babanın anne olabilmesi için üç tane kızı olması gerekir.

Umudun ve Güvenin sahibi bir insan dengede salih akılla ADALET ve AHLAK üretir ancak.

Söylem ve eylemlerimizin tutarlığı buna bağlıdır, bu güven ve umudu doğuracaktır ve Anne olabileceğiz o zaman. Bu bizi söylem ve eylemlerimizde mutedil (modarate) olmamızı sağlar bu bizi inatçı zorba diktacılıktan korur. Allah inatçı zorba diktatör kişiliği sevmez ( “Peygamberler yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.” İbrahim 15)

Sadece kendine Müslüman olmamak için anne gibi güven ve umut vermeliyiz topluma...http://blog.milliyet.com.tr/neden-kadin-peygamber-yoktur-/Blog/?BlogNo=419809

(Heyhat ki bir çok zayıf hadisler kadını ve anneyi geri plana itmiştir)

 

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

Lütfen Yanıtlayınız: